Manga İzlemek Anime Okumak

Merhaba değerli okurlar. Bugün sizler için araştırdığım ve kendi şahsi düşüncelerimle harmanlayarak oluşturduğum yazımın konusu:

Manga İzlemek Anime Okumak

Sevgili misafirlerim anime ve mangayla ilgili düşüncelerimi sunmadan evvel genel bağlamda: ‘‘okumak’’ ile ilgili bir kaç deneyimimi ve fikrimi sunacağım. Böylece asıl konumuza geçtiğimizde hem fikir olabilelim.

Eminim düzenli kitap okuyorsanız sizde fark etmişsinizdir. Bir kitabı okurken mola vermek, izlediğiniz filmi veya diziyi durdurmaya benzer. Aralarındaki fark; biri sizi pili bitene kadar beklerken, ötekinin ölene dek sizinle geliyor olmasıdır. Mesela kitapta ki betimlemelere göre kafanızda mükemmel denecek hassasiyetle oluşturduğunuz karakterlerin, beyaz perdede can bulduklarında: ‘‘bu kim?’’ denecek kadar uyuşmazlık yaratan kişilerce canlandırılması sizi düş kırıklığına uğratacaktır. Veya bir kitaba asla ortasından başlayamazsınız. Başlasanız bile kitap sizi asla hikayeye dahil etmeyecektir. Fakat gündelik hayatta kanalları turlarken ortalarına gelmiş olan bir filmi rahatlıkla izleyip, eğlenebilirsiniz. Bunlar gibi bir çok örnek verebiliriz. Ama bizi bugün ilgilendiren konumuza geri dönmemiz gerekiyor:

Manga İzlemek Anime Okumak.

Manganın ne olduğunu bilmeyenler için üstünkörü bir bilgilendirme yaparsak: Manga, genel yapısı bakımından çizgi roman ile aynı özellikleri taşır. Tabii onları birbirinden farklı kılan iki temel husus vardır:

1-) Mangalar alıştığımız okuma yönünün tersi yönde okunur. Bu nedenle birinci sayfa bizler için son sayfadır.

2-) Mangalar renksiz çalışmalardır. Bunun nedenlerinden biri manga ekiplerinin 7-8 kişiden oluşuyor ve 17-18 sayfayı 1 hafta da anca bitirebiliyor olmaları. Diğer sebebiyse, piyasa şartları Japon ekolünün ayırt edici özelliklerinden biri olduğu için piyasanın talepleri doğrultusunda siyah-beyaz yapmak zorunda kalmalarıdır.

Animelerin bir çoğu manga olarak hayat bulmuşlardır. Bu nedenle neredeyse tüm animelerin, mangası kendinden öndedir veya bitmiştir. Eğer mangalar ilginizi çekiyorsa, birkaç saatlik alışma sürecinin ardından verimli şekilde manga okur hale gelebilirsiniz.

Manga okumak, bana anime izlemeye nazaran biraz daha eğlenceli geliyor. Çünkü sektörde yapıtın özünü bozan, bazı bölümleri atlayan, karakterleri tamamıyla bize yanlış empoze eden animeler var. Ve ben buna şiddetle karşı çıkıyorum. İlaveten bazı takipçisi olduğum: ‘’seinen’’ tipi serilerde dövüş sahnelerini okurken kafamda, gördüğüm resimlerin, okuduğum yazıyla yapmış olduğu mükemmel uyum bana ‘‘ne zaman sonuna geldim?’’ dedirtiyor.  Ve bu sadece ‘‘seinen’’ türü için değil. Daha önce okuduğum dram mangalarının bir kaçında boğazım düğümleniyor ve okumaya ara vermem gereken seriler oluyordu. Bazı komedi mangalarında gülmekten gözlerim yaşardığından okumak için kendimi zor bela zapt ettiğim olmuştu. Eskiden okuduğum, etkisinden çıkamadığım Ecchi mangalarıysa…

Yani anlayacağınız ben hiç manga okumadım. Herhangi bir kişi olarak onları kenardan seyrettim.

Bazen takip ettiğim seriler anime oluyor. İyi veya kötü bir şekilde…
Onları seyretmek bana çok defa ‘’dejavu’’ yaşatıyor. Ekrana boş boş bakıp altyazıları okuyorum. Diyalogları net hatırlamasam da olaylar her daim gözümün önünde.

Neden mi?
”Çünkü, ben bu serinin mangasını izlemiştim!”




Bir cevap yazın